18/3/2007 · Kategori: hikayeler
kahrolası bir SEVDAA!....
karanlık gecelerin kabus dolu gözlerinde avuttum kendimi.ve sensizligin en
karanlık sabahında gördüm acı gerçegi.kahrolası bir sevda işte
benimki.bilmedin sessizligin bile nasıl güzel geldigini....ve bilmedin asıl
aşkın soluk yüzünde karşıladıgını beni.hani tutkuydu seninki.acımasız bir
hayatın bir güneş doguşunda bulduşken seni...bu nasıl bir tutku ey
sevgili!kuşların üzerimden geçmeye korktugu bir insanım şimdi.sahil boyunca
koşarak haykırırken sevdigimi sen nerdeydin eyyy sevgili.bu bendeki
kahrolası bir sevda şimdi!senin bilmedigin degil,bilmezden geldigin bir
acıyım şimdi.yürüdügüm yollara attıgı bıçaklar kesti ben beni..paramparça
oldum,kanar ayaklarım ama hasretim ya sana yürürüm yine o yolda...tam
kavuştum diyorum bu defa kanayan ayaklarımın altında tuzlar...bu nasıl bir
aşkmış ey sevgili.bu kadar çekerken bile mutlu olmak benimki.bu bendeki
kahrolası bir sevda şimdi...kahrolası bir SEVDAA!....
Kalıcı Bağlantı
Yorum (4)
Yorum yaz!
13/3/2007 · Kategori: siir
Bende olduğundan beri
ne zaman aynaya baksam; kendimi bulamıyorum.
Gözlerimde gözlerini, dudaklarımda gülüşünü görüyorum.
Hep nefesini soluyorum, tenimde bir ürperti beliriyor.
Koca şehir susuyor sadece sesin çınlıyor kulaklarımda.
Bakabildiğim kadar ileride, dokunabildiğimce yakındasın
ama hasret kalıyorum bebek yüzlüm gülüşüne.
İstanbul gibi bakıyorsun bana, gizemli ve buğulu.
Hem içinde olup, hem yalnız yaşamak bilsen ne kadar zor geliyor.
Hayat kavgasını sürdürüyor sevdam.
Aşk can çekişiyor gecelerimde.
Tenine susuyorum Marmara’nın derinliklerinde.
Yeditepe çalıyor sanki seni benden, yavaş yavaş tüketiyor.
Gökyüzüne yıldızlarla tutunan peçesini çıkarıyorum karanlığın.
Pencereden yatağına süzülen ay ışığı olmak,
yüzünü sürdüğün yastık olup düşlerine avuç açmak için.
Bedeninde serilmeliyim gece gibi.
Meleklerin uyurken bıraktığı gülüşü seyretmeliyim başucunda.
Kalmamı istermisin, yıldızlar bir bir gömülürken sabaha?
dokunmamı istermisin ayaz düşen tenine?
Hani utanmazlığın koynunda
kendinle sevişmelerinde yanında olmamı istermisin ?
Kuruyan teninde terden boncuklar yapabilirim,
güzel bir melodideki piyano tuşları gibi dokunabilirim vücuduna,
kıvrımlarınla ahenkli yaşayabilirim seni.
Rüzgârın dağlarla kucaklaşmasını,
dalgaların kıyılara cilvelerini getir aklına.
Önce, süzülmelerini hisset kumlara köpüklerinin,
sonra kızışan rüzgârla tut ellerimi.
Tüm gücünle sarıl biçare kimliğime.
Açlığımı, susuzluğumu, sırlarımı bitir gecede.
İçimde kıpırdanışların, yüreğimde sıcaklığın, dudaklarımda
titreyişleri sevdanın, tenimin ürpertisinde nefesin olmalı...
Dağıt, hazan düşen yatağımı. Güneşim ol eylül gözlüm.
‘Seni istiyorum’ diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan,
sırlarımı çöz öpüşlerinle. Ay gibi yum gözlerini geceye,
yıldız gibi kay geç düşlerimden. Tadını bilmediğim,
tenine düşmediğim hayal olmaktan çık, dökül şehvetinle.
Söyleyemem sana yanan tenimi, kıvılcımı düştü bir kez içime.
Kıvranışlarım kadar sessiz uykusuzluğum.
Her dokunuşumda kendime, haykırışlarım suskunluğum aslında.
Kendime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gelişini beklerim.
İçimden akan ılıklığı, sıcak sevdayı sana sunmak,
sadece hayalinle bütünleşerek yaşamak çok zor be aşkım...
‘SEN’ bendeysen, benimsen.. Neden gecelere isyanım?
Kirpikten bulutlarını arala artık, güneş gözlerinde kapalı kalmasın,
Uyan! Dünya güneşe, ben sana kavuşayım.
Seni seviyorum eylül bakışlım.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »